SON MODA
Gönderen tinmaz - December 14 2016 02:00:07

 

      Yazımın adını Moda koyacaktım ama, birden son moda diye koydum. Bilmiyorum olur mu olmaz mı.İstersek yazıyı bir okuyalım ondan sonra olur olmaz  bunu düşünelim.
   Frank ellerinde işçi olarak yaşayan bir çok Mümin  vatandaşlarımız var. Yıllarını burada bitirmekte olan birinci nesil. Birinci nesilin, Türkiyeden  getirip bu gavura istediğiniz gibi çalıştırın dediği bir ikinci nesil var. İkinci nesilin olur olmaz gidişatı içinde üçüncü bir nesil de ön planda sırasını almak üzere.Tabii bunun devamı da dördüncü nesil, yetişmek üzere topluma karışıyor.
   Burada ki nesillerin türlü çeşit hal ve gidişatı var.Bunları geçmişte bazı yönlerini  yazmaya gayret ettim.Tabii acısı var,tatlısı var,türlü çeşidi var.
   Sadece değinmek istediğim bazı  gerçekleri toplamaya çalıştım.Hiç bir kişiye şöyle böyle deyip  kötülemeye çalışmadım.Belki yazım icabı bir iki yöne girmiş olabilirim.
   İşte bu yazımda da son moda koyup,bazı tattığımız hallere değinmek istiyo- rum.  Burada da ki gençlerimiz,başlıcası üçüncü nesillerimiz, bir türlü istenilen yörünge de görünmüyor.
   İster Türkiyeden  önceden ailecek gelmişler olsun, ister kısacası ithal damat ithal gelin olsun bunlar buraya bir türlü bağdaşamaz halde yaşıyorlar.
   Türkiyeden buraya gelip evlenen  gençlerin, Türkiye de kurduğu  hayali, buraya gelince bir türlü aynı istedikleri gibi olmadı. Zira orada ki kurulan  hayaller geniş yaşam ,bol ve kolay kazanç,bir güzel geçim.Bir düzgün gidişat  mesut mutlu bir aile  haliydi.
   Ama buraya gelince işler olsun haller olsun bir çoğunlukta değişince., İşte bu değişimler,gençlere bazı  hayal dışı,  gerçek sorunları  getirmektedir. Bu zamanda gençlerimizin bazıları çeketlerini, pılı pırtılarını toplayıp vatanımıza geri  dönenlerimiz olmuştu.Hala da olmakta.Yalnız parentez içinde yazılması gereken bir şey var"son zamanlarda ne ithal damat ne de ithal gelin buraya  evlenmek  niyetiyle şimdilik gelmiyor.
   Bilinmemesinin sebebi şu anda  sır gibi bir şey. Belki zaman satar samanı misali,bakarız sonrasına.
   Burada  evlenip kalanların bazıları,biraz da kuzey Afrika ülkelerinde ki insanlara benzemekteler. Zira onlardan ya gördükleri, yada duydukları gibi hareket etmekteler. Ha başarılılar mı?.Eh şimdilik başarılı olanlar ulu orta gitmektler.Ya sonucu,bekleyipte görelim.
    Bazı kişiler,ama iş bulamadıklarından,ama çalışmaya meyilli olmadıkların- dan,yaşama biraz gevşek davranmaktalar.Bu gevşeklik veya değişik bir düşüncenin ürünü olan bu hal,evdeki geçimin ayarını bozmakta.
   Eh ailenin temeli de evde atıldığına göre,bu ayarsızlık ön sırada bir çok  sorun getirmekte. Bu sorun şimdilik fazla olmayabilir.Ama her geçen gün  sorunlar  artmakta.
   Evin reisi bilinen erkek, türlü çeşit nedenlerle,evini çoluğunu çocuğunu iyice ihmal etmekte. Bu da yeterli bir kazanç olmamasından da olabilir. Zira bir çok gencimiz hala kendilerini çalışmayı alıştıramadılar. Çalışma koşulları öyle Türkiye de,  hayallenen gibi, veya babasının evinde ki yediği  hazır gibi değil.
   Bu halde  ne evde huzur ne ailede mutluluk olabiliyor.Bu kez evin hanımı en az üç çocuk dünyaya getirmiş olanlar oldukça yoğun. Zira Fransa çocuk kasası üç çocuğa çocuk  parasını biraz güçlüce ödüyor da. Bunların yemeleri içmeleri binbir türlü sorunları evde ki hanımı yormakta.
   Bu durumdan  bezgin hanım bu kez ailenin  halini düzenleme cabasını aramakta. Üç dört çocuk sahibi hanımın zaten çalışma olanağı yok.Gerçeğe bakarsan zaten tahsili filanda yok. Bu gibi hanımlar,aynen Arabların yaptığı gibi doğruca yardım veren kuruluşların kapısı çalmakta.
   Bu kez bu yardımcı kurumlar bu aileyi önce  incelemeye başlıyor. Aileye yeterli bir kazancın gelmemesini gördüğün de, yardım kurumu,kocanın çalışmasını öneriyor.    Zaten çalışmaya yanaşmayan erkekte,hiç oralı olmayınca bu kez, evde ayrılık rüzgarları esmeğe başlıyor.
    Bazı aile de evlilik kısa olup karı koca tez   zaman da boşanıyor.Erkek görünüşe göre evi terk edip bir başka adreste oturduğunu iddia ediyor.
   Evin hanımı bu kez yalnız olarak yardım kuruluşunun kapısını çalıyor.Bu kez yardım kuruluşu bir nevi bu  aileye sahip çıkıyor. Bundan sonrası kolay. Haftada iki gün,evin hanımı yardım kuruluşundan haftalık nafakasını alıyor. Çocuk kasasından da bir miktar maddi yardım geliyor.Ev kirası yok.Vergi yok. Velhasıl kelam bizim Türk ailesi de geçimini yoluna yordamına başarıyor.
  Ya erkeğin durumu bu da bir çok yönlere göre yaşam kavgası veriyor.Bir çokları eşinden ayrı olduğu halde bir çok zaman ailesinin yanında sabahlıyor. Bir çoğu ayrılmış gibi de olsa,erkek  oturacak bir ev tutuyor,ailesine oldukça yakın.Bu kez hanımı yemesini içmesini yemeğini hazırlayıp, bulaşığını, kirini,çamaşırını yıkayıp sadece ayrıyız sözüyle hareket ediyorlar
     .Bazıları da kaderin önünde bir kuru yaprak misali.Nerede akşam orada sabah.
   Bu yaşamı gördüğümüz duyduğumuz kadar,diyoruz ki,sen nelerin üstesin den gelebiliyorsun canım İnsanoğlu......

                                                                                  25-11-2016